Prostat Kanseri Nedir?

Prostat kanseri, tıpkı diğer kanser türleri gibi vücuttaki sağlıklı hücre üretiminin ve yıkımının bozularak tümör (ur) adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Kanserlerin çoğu geliştikleri hücrenin tipi veya organın adıyla adlandırılırlar. Örneğin prostat dokusunda gelişen kanser prostat kanseri olarak isimlendirilir. Prostatta en sık adenokarsinom adı verilen kanser türü görülür. Bu tür kanserlerin de alt tipleri vardır. Dolayısıyla prostat kanseri hastalığı tek tipte bir hastalık olmayıp değişik tipleri vardır. Bu nedenle prostat kanseri her hasta için ayrı ayrı seyir izler. Baştan itibaren bir deneyimli üroonkolog ile iletişimde olmak ve mutlaka ikincil görüşler almak önemlidir.

Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Prostat kanseri nedeni tam olarak biliniyor. Ancak bu kanser için en sık risk faktörleri artan yaş, ırk, obezite ve aile hikayesi olarak sıralanabilir. Prostat kanseri, yaşlanmayla doğru orantılıdır. Orta yaşlı ve yaşlı erkekler risk altındadır. Siyahilerde prostat kanseri daha sıklıkla görülür. Obez erkekler de prostat kanseri riski altındadırlar. Özellikle obezite prostat kanserinin tedavi sürecini zorlaştıran bir etmendir. Ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde risk yüksektir. Prostat kanserinin ailesel özellik göstermesi yaklaşık %11 oranında görülmektedir. Ailesinde (baba tarafında) prostat kanseri hikayesi olan erkeklerin 40 yaşından sonra, aile hikayesi olamayan erkeklerin mutlaka bir kez kandan bakılan PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi yaptırması ve sonucu deneyimli bir üroonkolog ile görüşmesi ayrıca mutlaka ikincil bir görüş alması önemlidir.

Prostat kanseri belirtileri nelerdir:

Prostat kanseri başlangıçta genellikle hiç belirti vermez. Hastalık ilerledikçe prostat içinde geliştiği bölgeye bağlı olarak;

  1. İdrar şikayetleri: sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, idrar yaparken yanma, acilen idrara çıkma isteği, idrar yapmaya başlamadan önce bekleme, kesik kesik idrar yapma, idrar yapmakta (akıtmakta) zorlanma, çatallanma, tazyikinde azalma (ayak dibine yakın işeme), idrarı tam boşaltamama hissi, hiç idrar yapamama (idrarda tam tıkanıklık bu nedenle hastaya kateter (sonda) takmak gerekebilir.), idrar kaçırma.
  2. İdrardan kan gelmesi (hematüri)
  3. Ağrı: ağrı iki şekilde olabilir; birincisi, hastalığın bulunduğu yerde ilerlemesi ile bölgesel olarak göbek altında, apış arasında, makat bölgesinde olabilir. Genellikle sızı şeklinde sürekli bir ağrıdır.  İkincisi, prostat kanseri hastalığı özellikle kemiklere yayılmayı (metastaz) tercih eder. Bu nedenle omurga, kaburga, kalça kemikleri başta olmak üzere herhangi bir bölgede kemik ağrıları olabilir.
  4. Prostat kanseri özellikle omurgalara yayılmayı (metastaz) tercih ettiği için buralardaki tutulumlar nedeniyle aniden gelişen kemik kırıkları (patolojik kırık) nedeniyle felçler görülebilir.
  5. Kabızlık: hastalığın ileri evlerinde prostat kanserinin büyüyerek büyük abdest yolunu tıkaması sonucu oluşabilir.

Prostat kanseri tanısı nasıl konulmaktadır:

Prostat kanseri tanısı son yıllara kadar kandan bakılan PSA, rektal yolla yapılan muayene (trektal tuşe), batından ya da rektal yolla yapılan USG (ultrasonografi), ve rektal yolla ya da perinden yapılan iğne biyopsileri ile tanı konuluyordu.

Son yıllarda MRG (magnetik rezonans görüntüleme) ile prosrat kanserinin daha iyi görüntülenmesinin ortaya konulması ile geliştirilen multiparametrik prostat MRG si giderek artan oranda tüm dünyada kullanılmaya başlanmıştır. USG nin prostat kanseri tanısındaki değeri oldukça düşüktür. Buna karşı MpMRG ile prostat kanseri için yapılan görüntülemede MpMRG de kanser şüphesi var dediğinde tanı değeri yaklaşık %70( hastanın prostat kanseri olma ihtimali) , kanseri şüphesi yok dediğinde tanı değeri (yani hastanın prostat kanseri olmama ihtimali) yaklaşık %96 lara ulaşmaktadır.

Günümüzde Kanda bakılan PSA ve ürolog-üroonkoloğun rektal muayenesi mutlaka yapılmak kaydıyla MpMRG yapıldıktan sonra prostat dokusunda tespit edilen şüpheli alanlardan (kanser olma ihtimali olan bölge) akıllı prostat biyopsisi (füyon biyopsi) ile hedefe yönelik prostat biyopsi yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan akıllı prostat biyopsisi (füyon biyopsi) ile klinik önemli prostat kanserini tespit etme oranı %70 lere kadar çıkmaktadır. Ülkemizde akıllı prostat biyopsisi (füyon biyopsi) ni ilk uygulamaya başlayan ürolog-üroonkoloğlardan biri olarak kendi serilerimizde de klasik sistematik biyopsiye oranla daha fazla oranda klinik önemli kanseri tespit ettik.